|
Koyulhisar’dan sonra berbat bir soğuk ve son günlerde canımızı çıkaran yağmur iyice arttı. Yol deseniz dimdik, sanki göğe doğru tırmanıyordu. Suşehrinde uyarmışlardı bizi, “sapmayın oralara, ana yoldan ayrılmayın” diye. Cüzdan laf anlamıyordu oysa. Çaresiz vitesi iki-üç, iki-üç kanırta kanırta ilerlemeğe koyulduk. Yavaş yavaş her yanı sis kaplamağa başladı, soğuk 6 dereceye indi, kışın bile seyrek olarak eldiven kullanan “komutan” çantasının en dibindeki eldivenleri, -hiç üşenmeden- çıkarıp giydi. Isı farkı fena çarpıyordu insanı. |