POSTFaramarz'ın Yolda Hastalanması

Yolda Faramarz ateşlendiği için durmak zorunda kalmıştık. Abdurrahim köyünün Petrol ofisine çadır attık. Dağ başında küçücük bir benzinci... Terk edilmiş gibi. İçinde sadece bir görevli çalışmakta. Faramarz uyurken ben az-biraz huzursuzca ayçiçeği tarlasının üzerinden doğan mehtabı seyrediyordum. Para her zamanki gibi yetmemiş... Karnım aç... ama görüntü nefis. Derken bir baktım, bir karaltı çadıra yaklaşmata. Faramarz'ı dürttüm... dalgın yatıyor. Başımı önüme eğip, ilgilenmiyor gibi yapıyordum ki, karaltı çadır kapısının önünde bitiverdi. Meğer benzinciymiş! Bana tepside kendi için pişirdiği yemekten getirmiş. Utanarak hem de. Ne de olsa benim pişirdiklerimi yememiş! Bende çadırda, yanımda uyuyan Faramarz'ın düzenli soluk alışlarını dinlerken soluk kesici manzarayı yemeği atıştırarak seyrettim. Birkaç gün sonra orada olduğumuzu öğrenen motorcuların akını başladı! Elleri kolları dolu gelmişler. Ağızlarında "siz bizim yapamadıklarımızı yapansınız" cümleleri, gözlerinde dostluk parıltısı, ellerinde peynirler, meyvalar, içkiler.