|
Mesudiyede biraz ısınıp yine yollara düştük. Artık yoldaki çukurları ve taşlı kumlu zemine yerleşmiş dik virajları anlatacak kelime bulamıyorum. Açık söyleyeyim ki 1490 metrelik Harçbeli’ye çıkan yol motorculuğumu zorlayan, iki yerde kenara çekip “ne işin var buralarda, hanım hanımcık evinde oturup dolma sarsan olmaz mıydı sanki?” dedirten oluşumdaydı. O kapkara çamların kasveti bir yanda, derinlere doğru akıp giden uçurum diğer yanda, “dikkat heyelan var” işaretleri ve bunları doğrulamak istercesine önünüze arkanıza düşen taş parçaları ise her bir yanda... Hatırlarsanız Indiana Jones ilk filmde bir tapınaktan tanrı heykelini afirikleyince başına taşlar düşmeye başlar, o ise kaçarken arkasında koca kayalar onu kovalardı. İnanın bana Indy’nin ne hissettiğini çok iyi anlıyorum artık. |