POST1490 Rakım Harçbeli

Mesudiyede biraz ısınıp yine yollara düştük. Artık yoldaki çukurları ve taşlı kumlu zemine yerleşmiş dik virajları anlatacak kelime bulamıyorum. Açık söyleyeyim ki 1490 metrelik Harçbeli’ye çıkan yol motorculuğumu zorlayan, iki yerde kenara çekip “ne işin var buralarda, hanım hanımcık evinde oturup dolma sarsan olmaz mıydı sanki?” dedirten oluşumdaydı. O kapkara çamların kasveti bir yanda, derinlere doğru akıp giden uçurum diğer yanda, “dikkat heyelan var” işaretleri ve bunları doğrulamak istercesine önünüze arkanıza düşen taş parçaları ise her bir yanda... Hatırlarsanız Indiana Jones ilk filmde bir tapınaktan tanrı heykelini afirikleyince başına taşlar düşmeye başlar, o ise kaçarken arkasında koca kayalar onu kovalardı. İnanın bana Indy’nin ne hissettiğini çok iyi anlıyorum artık.
Ve sonunda tırmanış sırasında, uzaktan bulutlara sarılı olarak gördüğümüz zirveye ulaştık... resmen ıslak bir bulutun içine girerek. Düşünün; görüş açık iken birden önünüze sisten bir duvar çıkıyor ve bu sisin içine girince üç metre önünüzü görememeğe başlıyorsunuz. Yerden –aynı korku filmlerindeki gibi- yükselen duman da cabası. Fona Apocalyptica’nın müziğini koyun, eminim gözleriniz kont Drakula’yı arayacak. Ve birden önümüze bir levha çıktı: Harçbeli Zirvesi...