|
Dimdik rampada, huzur dolu bir sessizliğin içinde tırmanmayı sürdürdük. Artık yolun iki yanını saran ağaçlar ve toprak üzerinde karlar görülmeye başlamıştı. Kar serpintileri, geniş parçalara olmaya başladığında yol da asfalttan parkeye dönüştü. Derken Uludağ Milli Parka geldik. Ağaçlar sanki kar çiçekleriyle bezenmiş… Billur gibi buzlar çevrelerindeki ışığı katlayarak görüntüyü -üzerine sim dökülmüş- bir yılbaşı kartpostalına çeviriyorlardı. Motordan inip uyuşan eklemlerimizi hareket ettirip ısınmaya çalıştık. Yanımızdan geçen tur otobüsündeki insanların pencereler üşüşüp bize bakması karşısında mağrur bir ifade ile onlara selam verdik; dişlerimizin zangırdadığını çaktırmamaya çalışarak tabii!
|