|
Oteller öylesine fiyatlı idi ki Kayseri’de, şehirden kaçıp konaklayabileceğimiz bir ağaç dibi aramaya koyulduk. Hava kararıyordu oysa, elimizi çabuk tutmamız gerekiyordu; bu nedenle önünden geçmekte olduğumuz yerleşim birimciğinin bakkalında hem biraz dinlenip hem de etrafı soruşturmağakarar verdik. İşte orada tanıdık Anadolu köylüsünün dillere destan misafirperverliğini. Bırakmadılar bizi, terk edilmiş bir evin bahçesine kurdular çadırımızı, kadın erkek doluştular çevreye, çömeldiler etrafımıza, sabırla tas tas getirdikleri yemekleri yememizi izlediler. Ancak karnımızın doyduğuna inanınca başladılar açılıp konuşmağa, ta gece yarısına dek... öyle sıcacıktı ki dostluk. Sabah erkenden yola çıkmak için çadırdan çıktığımızda ise in cin top oynuyordu etrafta, sadece motorumun üzerinde bırakılmış bir demet kır çiçeğinin dışında... |